Gökçeada’da bugünlerde hava rüzgarlı olabilir ama asıl fırtına kapalı kapılar ardındaki ihale salonlarında kopuyor. Kamuoyunda "Başkanın Büfesi" olarak adlandırılan o malum yer için tam üç kez ihaleye çıkıldı ve sonuç; üçünde de iptal. Hani bir söz vardır; "Bir tesadüf, iki tevafuk, üç ise artık bir tercihtir" diye. Gökçeada’daki bu ihale trafiği artık bir tercihin mi, yoksa bir çıkmazın mı ürünü? Gelin, bu "büfe bilmecesini" ve bundan sonra bizi nelerin beklediğini analiz edelim.
Neden İptal Ediliyor?
Bir ihale neden üç kez iptal edilir? Ya şartname "adrese teslim" hazırlanmıştır ve kamuoyu tepkisi geri adım attırmıştır; ya katılım şartları o kadar ağırdır ki istenen kişi dışında kimse girememiştir; ya da hukuki bir boşluk, her seferinde yargıdan veya idari denetimden dönmüştür.
Gökçeada halkı soruyor: Eğer bu yer "kamu yararı" için kiralanacaksa, neden bir türlü usulüne uygun, şeffaf ve itirazsız bir süreç işletilemiyor? Her iptal kararı, beraberinde daha büyük bir şüphe bulutu getiriyor.
"Başkanın Büfesi" Etiketi Üzerine Yapıştı
Bir işletmenin adı bir kez "Başkanın Büfesi"ne çıktıysa, o ihale artık sadece bir kiralama işlemi değildir. O yer, yerel yönetimin şeffaflık karnesidir. Üç kez iptal edilen süreç, yönetimin bu sınavdan geçemediğinin kanıtıdır. Halkın zihninde oluşan "Burası birilerine mi hazırlanıyor?" sorusu, iptallerle birlikte cevabını bulmak yerine daha da kronikleşiyor.
Bundan Sonra Ne Olacak?
Gökçeada şimdi şu sorunun yanıtını merak ediyor: Dördüncü perde ne zaman açılacak? Önümüzde birkaç ihtimal var. Dördüncü deneme şartnameler üzerinde biraz daha oynanıp, suların durulması beklenerek tekrar ihaleye çıkılabilir. Ancak bu, toplumsal muhalefeti daha da keskinleştirebilir. Belediye işletmesi modeli. "Biz işletiyoruz" diyerek ihale rafa kaldırılabilir. Fakat bu modelde bile, işletmenin başına kimin getirileceği yine bir tartışma konusu olacaktır.
Son Söz: Güven İhalesi Yapılamaz!
Büfeyi ihale edebilirsiniz, kıyıyı kiralayabilirsiniz ama halkın güvenini ihale edemezsiniz. Gökçeada gibi her bir santimetrekaresi altın değerinde olan bir coğrafyada, "ben yaptım oldu" mantığı artık işlemiyor. Üç kez iptal edilen o ihale dosyası, aslında bir uyarıdır. Bundan sonra atılacak her adım, sadece o büfeyi değil, adadaki yerel siyasetin geleceğini de belirleyecektir.