Siyasetin sadece seçim dönemlerinde yapılan bir "nezaket ziyareti" olmadığını, aksine 365 gün süren bir "sorumluluk nöbeti" olduğunu kanıtlayan isimler vardır. Çanakkale İl Genel Meclisi’nde İYİ Parti sıralarında oturan Murat Çağlayan, tam da bu tanımın karşılığı olarak karşımıza çıkıyor.
Peki, Murat Çağlayan’ı diğerlerinden ayıran ve onu "tek kişilik dev kadro" yapan nedir? Çoğu siyasetçi için muhalefet yapmak, sadece "hayır" demekten ibarettir. Ancak Çağlayan’ın tarzı çok daha rafine. O, bir sorunu dile getirmeden önce dersine en iyi çalışan öğrenci gibi hazırlanıyor. Elinde dosyalar, teknik raporlar ve bizzat sahada çekilmiş fotoğraflarla kürsüye çıkıyor. İdareye sadece "Burada bir hata var" demiyor; "Bu hata şu teknik sebeple yapıldı ve şu şekilde düzeltilebilir" diyerek çözümün de parçası oluyor.
Kırsalın, köylünün ve Çanakkale’nin en ücra köşesindeki vatandaşın derdi, Murat Çağlayan’ın ajandasında her zaman ilk sırada. Altyapı eksikliklerinden, çevre sorunlarına, bütçe disiplinine kadar her konuda sesini yükseltirken; aslında halkın vicdanının sesi oluyor.
En basit örnek Dardanos Orman Kampı
Murat Çağlayan’ın Dardanos meselesindeki tavrı, aslında bir siyasetçinin nasıl olması gerektiğinin dersi niteliğindeydi. Çoğu siyasetçi sadece "üzgünüz" mesajı yayımlarken, Çağlayan somut çözüm önerileriyle masaya oturdu. "Burası bir uygulama oteli olsun, öğrencilerimiz staj yapsın, Çanakkale turizmine ve eğitimine hizmet etsin" dedi. Alanın İl Özel İdaresi’ne devredilmesi için önergeler verdi, kamu kurumlarını göreve çağırdı. 187 Milyon TL'lik satış rakamını "kamuoyu aklıyla alay etmek" olarak nitelendirdi ve bu paha biçilemez arazinin "yok pahasına" elden çıkarılmasına karşı bayrak açtı.
Dardanos süreci, Çağlayan’ın "tek kişilik dev kadro" imajını neden hak ettiğini gösteren bir turnusol kâğıdı oldu. O, sadece partisi adına konuşmadı; Anayasa’nın 43. maddesini hatırlatarak kıyıların devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğunu, halkın denize erişim hakkının gasp edilemeyeceğini savundu.
Satış gerçekleşmiş olabilir ancak Çağlayan’ın şu sözleri sürecin bitmediğinin kanıtı: "Bu satış sadece bir ihale değil, kamu vicdanını yaralayan bir karardır. Atılan her adımın, yapılan her imar değişikliğinin takipçisi olacağız."
Meclis tutanaklarına baktığınızda göreceğiniz şey bellidir: Takipçilik. Bir konuyu bugün gündeme getirip yarın unutmayan, o sorun çözülene kadar meclis gündemini adeta "işgal eden" bir inatçılığa sahip.
Halk arasında bir tabir vardır; "Adam sanki her yerde!" Murat Çağlayan için bu çok doğru. Bir bakıyorsunuz bir köyün sulama göletinde, bir bakıyorsunuz meclis kulisinde bütçe tartışmasında. Bu bitmek bilmeyen enerji, aslında yerel siyasetin ihtiyaç duyduğu o taze kanın ta kendisi.
Sonuç Olarak.
Çanakkale yerel siyaseti, Murat Çağlayan örneğiyle şunu gördü: Sayısal çoğunluğun arkasına saklanmadan, sadece elindeki yetkiyi halk için kullanarak da koca bir şehre hizmet edilebilir. Meclisteki muhalefet görevini, bir "çatışma" değil "denetleme" sanatı olarak icra eden Çağlayan, bugün Çanakkale’nin en güvenilir siyasi figürlerinden biri haline gelmiştir.
Eğer meclis üyeliği bir "temsil" makamıysa; Murat Çağlayan hem partisinin hem de kendisine oy veren vermeyen tüm Çanakkalelilerin hakkını, hukukunu ve cebini en iyi şekilde temsil etmeye devam ediyor.
