Azerbaycan’da 26 Şubat 1992’de gerçekleşen ve resmi kayıtlara göre 613 kişinin hayatını kaybettiği Hocalı Katliamı’nın üzerinden 34 yıl geçti. Katledilenler arasında 63 çocuğun ve 106 kadının bulunduğu belirtildi. Başkentte düzenlenen törende kamu kurumları ve çeşitli kuruluşlar anıta çelenk ve karanfil bıraktı. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Kürşad Zorlu da Hocalı Anıtı'nı ziyaret etti. AK Parti MKYK Üyesi ve Türk Devletleri ile İlişkiler Başkanlığı Başkan Yardımcısı Naim Makas da anma törenine katıldı. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Kürşad Zorlu, anma programında yaptığı açıklamada Hocalı’nın Karabağ’daki işgal sürecinin sembollerinden biri olduğunu söyledi. Zorlu, katliamda çocukların ve kadınların da hedef alındığını ifade ederek, olayın uluslararası camiada yeterince karşılık bulmadığını savundu. Zorlu, Azerbaycan’ın yıllar süren mücadelesinin 2020’de başlayan askeri süreçle birlikte sonuçlandığını ve Karabağ’ın özgürlüğüne kavuştuğunu dile getirdi. Hocalı’nın, stratejik konumu nedeniyle işgal sürecinde kritik bir noktada bulunduğunu belirtti. AK Parti MKYK Üyesi ve Türk Devletleri ile İlişkiler Başkanlığı Başkan Yardımcısı Naim Makas da yaptığı açıklamada; “ Türk Devletleriyle İlişkiler Başkanlığı olarak, merkezi Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de bulunan Türk Devletleri Parlamenter Asamblesi’ni (TURKPA) ziyaret ederek Genel Sekreter Sayın Ramil Hasan ve kıymetli heyetiyle son derece verimli ve kapsamlı bir görüşme gerçekleştirdik. Genel Başkan Yardımcımız Sayın Kürşad Zorlu'nun başkanlığındaki heyetimizle; parlamenter diplomasinin güçlendirilmesinin Türk dünyası arasındaki siyasi diyaloğu kurumsallaştırmada, ekonomik iş birliğini derinleştirmede ve kültürel bağları daha da sağlamlaştırmada hayati bir rol üstlendiğini vurguladık. Bu çerçevede; ortak proje ve faaliyetlerin artırılması, parlamentolar arası temasların düzenli ve sistematik hâle getirilmesi, karşılıklı tecrübe paylaşımının kurumsal bir zemine oturtulması ve somut iş birliklerinin hayata geçirilmesi konusunda güçlü bir mutabakata vardık. Bugün Avrupa’nın farklı ülkelerinde 20 milyonu aşkın Türk devletlerine mensup vatandaşımızın yaşadığını; bunun yalnızca sayısal bir büyüklük değil, aynı zamanda Türk dünyası açısından stratejik bir imkân ve güçlü bir diaspora potansiyeli olduğunu ifade ettik. Bu büyük topluluğun, ortak kimlik bilinci ve eşgüdüm içerisinde hareket etme kültürüyle Türk dünyasının küresel ölçekte daha görünür, daha etkili ve daha organize bir aktör hâline gelmesine önemli katkılar sunacağını dile getirdik. Karabağ Zaferi sonrasında açılan Zengezur Koridoru’nun sadece Türkiye ve Azerbaycan için değil, tüm Türk dünyası bakımından jeopolitik, ekonomik ve ticari açıdan tarihi fırsatlar barındırdığını belirttik. Bu stratejik hattın doğru planlama, güçlü koordinasyon ve uzun vadeli vizyonla değerlendirilmesinin; ulaşım, ticaret ve enerji alanlarında entegrasyonu hızlandırarak Türk devletleri arasındaki bağları daha da pekiştireceğini vurguladık. Parlamentolarımız arasındaki dayanışma ve güç birliği arttıkça; halklarımız arasındaki gönül köprülerinin daha da kuvvetleneceğine, ortak değerlerimizin uluslararası platformlarda daha güçlü şekilde temsil edileceğine ve Türk dünyasının sesinin küresel ölçekte daha gür çıkacağına olan inancımızı ifade ettik. Ziyaretimizin sonunda, Türk dünyasının ortak hedeflerini ve uzun vadeli perspektifini ortaya koyan Türk Dünyası Vizyon Belgesi’ni Sayın Hasan başkanlığındaki heyete takdim ederek, bu vizyon doğrultusunda birlikte çalışma irademizi bir kez daha teyit ettik” dedi.