Bu Kentte Can Güvenliği Yok Demektir

Bu Kentte Can Güvenliği Yok Demektir

Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan, katıldığı bir televizyon programında, havaalanında kendisine yönelik gerçekleştirilen saldırı sonrası yaptığı şikayet ile ilgili dosyanın rafta beklediğini söyledi ve ekledi

Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan, Ton Tv´de yayınlanmakta olan Bakış Açısı programına konuk oldu. Gökhan Gazeteciler Murat Kıray ve Vedat Sezer´in gündem ile ilişkin sorularını cevaplandırırken çarpıcı açıklama ve değerlendirmelerde bulundu. Gökhan kendisi ile ilgili bir karalama kampanyasının başlatıldığını ve halen iftiralar ile yalanlar ile bu tarz saldırıların devam etmekte olduğunu belirttiği programda dikkat çekici ifadelere yer verdi. 7 Haziran sonrası dağıttığı pilav üzerinden siyaset yapılmaya çalışıldığını ancak halkın bu siyasete prim vermediğini dile getiren Ülgür Gökhan, kendisinin net olarak demokratik süreç ile ilgili bir karakter ortaya koyduğunu ve bunu da halkın çok iyi anlayıp değerlendirdiğini belirtti. Gökhan konuların belli kişiler tarafından saptırıldığını ve çarpıtıldığına dikkat çekti.

?Ben pilavı Allah´a şükretmek için dağıtırım?

Gökhan, 7 Haziran seçimleri sonrası HDP´nin bir siyasi parti olarak barajı aşması ve partisinin Çanakkale´de birinci parti olması sonrası dağıttığı ?şükür pilavı´ ile ilgili Murat Kıray´ın ?pişman mısınız? sorusuna ?Hayır asla pişman değilim? cevabı verdi. Gökhan şunları söyledi ?Ben ne yaptığını bilen insanım. Ben bunu yaparken hedefimi ve amacımı söyledim. Çünkü bu işin mantığı var. Bu, bunu speküle edenlerin sorunudur. Bunu bu iktidar hep yapıyor. Çarpıtma iktidarın huyu haline geldi. En son Ensar Vakfı olayında konuyu nereye getirdiler. İşin özü farklı bir yerde duruyor, onlar işin polemiğinde. Ben hala diyorum, yarın bir seçim olsa, CHP yine birinci parti olsa, yarın her hangi bir parti yüzde 10 barajını geçmek sureti ile bu iktidarın haksız yere Milletvekili edinmesine engel olursa yine pilav dağıtırım. Pilavın amacı şükretmektir. Ben pilavı Allah´a şükür etmek için dağıtıyorum. Neden? Çünkü ülkemi daha büyük bir kaostan kurtardığı için. Hükümetin sözü vardı, barajı aşağılara çekmek için. Bu hükümet 12 Eylül faşist rejimi yasalarının arkasına sığınarak, özellikle Güneydoğu´da avantadan Milletvekili çıkarmayı hesap etti. Ne zaman? 6 Haziran günü. HDP ilk defa bir siyasi parti olarak seçime giriyordu. Hedefleri o bölgede CHP ve MHP olmadığından, barajı aşmaması ve oradaki 40-50 milletvekiline sahip olmaktı.

?Çanakkale´de pilava taktılar?

O günleri hatırlayalım. Terör yok, olay yok ancak seçimlerden birkaç gün önce mitinglerde bombalar patladı. Hiçbir tepki gösterilmedi. Seçim oldu hesapları tutmadı. İstemedikleri bir parti tarafından baraj aşılınca, üstüne de çoğunluğu kaybedince AKP büyük bir şok yaşadı. Bu şok onları o kadar çok tedirgin etti ki; ne yapacaklarını şaşırdılar. Çanakkale´de pilava taktılar. Saçma sapan bir şeyin peşinde gidiyorlar. Ama Türkiye´de ortalık kan gölüne döndü. Bunlar hep o telaşın, o şokun sonucudur. Çünkü böyle bir şey beklemiyorlardı. Ben şuna benzetiyorum. Hani çocuk evde bir camı kırar, bir bardağı kırar. Ne yapar? Ağlar, yaygara yapar, bağırır. Halbuki normal insandan ne beklenir? Yani ?süpürelim, olsun çocuktur falan?. İşte bunlar da aynı tepkiyi gösterir. Yani 7 Haziranda Anayasayı değiştirme çoğunluğunu ve tek başına iktidar olmayı beklerken, bu seviyeye düştüklerinden büyük bir telaş gösterdiler, herkese saldırmaya başladılar. Çanakkale´de ben de dedim ki bu sonuçlar, Türk demokrasisi için çok sağlıklı bir sonuç olmuştur. İşte ben Türk demokrasisinin sağlıklı sonucu için şükrediyorum. Burada hangi partinin barajı açtığı önemli değil. Keşke baraj yüzde 5 olsaydı da belki oradan Büyük Birlik Partisi de çıkabilseydi. Belki Saadet Partisi de çıkabilseydi. Belki Vatan Partisi de çıkabilseydi. Belki baraj düştü diye birileri parti kurup bir siyaset yapabilseydi ve Türkiye´nin siyasi atmosferi zenginleşebilseydi. Bunu batıda ve çağdaş ülkelerde görüyoruz. Ama sen iktidar olarak burada tuzak kuracaksın, sütun arkasına yatacaksın, barajın arkasına sığınacaksın, baraj yıkılınca da şaşkınlık içerisinde kalacaksın. Hala daha söyleyip duruyorlar. Bir kulağımdan girip bir kulağımdan çıkıyor.

?Melih Gökçek kendi işine bakacak?

Ülgür Gökhan, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek´in kendisi ile ilgili kullandığı ifadeler ilgili de ?Melih Gökçek kendi işine bakacak. Onun hakkından Bülent Arınç gelsin? dedi. Gökhan şöyle konuştu: ?Bunlar CHP´ye ve CHP´liye vurmak istiyor. Troller falan bu pilav v.s. gibi şeyleri yaydı ya? İşte habire bunun siyasetini yapıyorlar. Ama ben de diyorum ki; benim partilim, ya da demokrat olan insanlar bu olayı bunların yüzüne vurması lazım. Beni savunmaları değil, bu iktidarın yüzüne vurması lazım. Demeliler ki ?Ey iktidar, sen sözünde durmadın. ?Evet-Hayır referandumunda 12 eylül yasalarını değiştireceğiz, siyasi parti yasalarını değiştireceğiz´ diye oy istedin, oy aldın, kendi işine gelen kısmını yaptın, Yüksek Savcılar ve Hakimler Kurulunu kendi istediğin gibi biçimledin, ama bu kısmı, Türkiye´nin demokratikleşme yönündeki atılımları yapmadın?. Bunu Türk halkının demesi lazım. Bunu Türk halkının talep etmesi lazım. Kardeşim benim siyasi ufkumu aç, demokrasiyi geliştir. Başka partilerin de kendini ifade edebilme hakkını ver. Ben geçenlerde Macaristan´a gittim. Bir parti kuruldu orada, genç bir parti. Türkçü bir parti. Sıfırdan başlamışlar ve şimdi yüzde 23´e gelmişler. Çünkü onlara gelişme fırsatı verilmiş. Demokrasinin önü açılmış. Ama Türkiye´de barajlarla ev bir takım engeller ile bunun önü kapatılıyor. Şu anda MHP de bu sorunlar ile karşı karşıya. Yasalarla, engeller ile sıkıntı yaşatılıyor. Yani parti içi demokrasiyi göremiyorsunuz. Türkiye´de demokratik süreç ve demokrasi bilinci konusunda eksiğimiz var. Ben onun için ben pilav konusunda bu anlamda pişman değilim. Bunun HDP ile PKK ile hiçbir alaksı yok. Bunu Türk halkının anlamasını istiyorum. Benim ne işim olur HDP ile, ne işim olur PKK ile. Bunu elli kere söylüyorum. Bu sorun demokratikleşme süreci ile alakalıdır. Buradaki engellerin bir siyaset platformunda yani seçimde halk tarafından bu haksız beklentilerin yerine getirilmemiş olması tebrike şayandır. Olaya bu açıdan bakılmalıdır. Ama olaya AKP açısından bakılınca, istedikleri olmayınca ve biz de demokratik süreci savunduğumuzda ?bunlar HDP savunucusu? gibi yorumlar yapıyorlar. Ne alakası var?

?Genel Başkan da benim söylediklerimi söylüyor?

?Benim söylediklerimi benim partimin Genel Başkanı da söylüyor. Ne dediysem demokratikleşme ile ilgili bunu benim partim de söylüyor. Çünkü benim partim demokrasiden yana ise, ileri demokrasiden bahsediyorsa bunu söylemelidir, nitekim de bunu söylüyor. Seçimden sonra sokaklarda geziyorum, halk ile iç içeyim. Hiçbir kimse bana bu konuda bir şey söylemedi. Bunun başka bir somut sonucu var. Bunlar bağırdılar, çağırdılar, saldırdılar. Bize de havaalanında saldırdılar. Sonra seçimler oldu Kasımda. Sonuç ne oldu. Hem Çanakkale merkezde, hem de il çapında CHP´nin oyu arttı. Böyle bir somut tepki olsa insanlar oy vermez?

?Siyaseten onların karşısında durmak benim işim değil?

Belediye Başkanı Ülgür Gökhan Murat Kıray´ın ?Seçimden sonra pilav üzerinden siyasette Ak Parti daha baskın oldu, siz çok etkin ve baskın bir siyaset yapamadınız? şeklindeki yorumları hatırlatması üzerine ?Bu benim işim değil? dedi. Gökhan şunları söyledi: ?Bu örgütün işidir. Burada ben örgütü eleştiriyorum. Ben durum tespiti yapıyorum. Ben burada Çanakkale´de yüzde 54.4 oy almış bir kişi olarak, halkın benim ne düşündüğümü bildiğini ve anladıklarını sayarım. İlk defa oy vermiyorlar. Her seçimde oylarım artıyor. Demek ki siyasetimi beğeniyorlar. Bu pilavdan önce böyleydi. Konu pilav değildir. Konu HDP de değildir. Konu demokratik süreçtir. Ben Çanakkale halkının demokratik sürece olan inancını bildiğim için ve bundan dolayı bana oy verdiklerini bildiğim için, benim demokratik anlayışımdan dolayı, sadece CHP´liler değil, AKP´nin de MHP´nin içindeki insanlar da bana oy verdikleri için benim ne düşündüğümü net anlayabilirler ve bilebilirler. Nitekim benim seçmenim ve tabanım noktasında hiç tepki almadım. Ha, benim partimin içinde de korkanlar, çekinenler, endişelenenler oldu, yanlış anlaşıldı. Ben de dedim ki yanlış anlaşılmadı, yanlış anlatıldı. Bu konuyu ben sadece Çanakkale´de değil, mecliste, sokakta, ilçelerde, her yerde kendim söyledim. Halk yanlış anlamadı çünkü sorguladı, irdeledi. Ben kasım seçimlerinden önce Bayramiç´in köylerine gittiğimde konuyu dağlardaki köyde de kendim açtım, anlattım. Bakın böyle diyorlar dedim. Dinlediler ve evet haklısın dediler. Bu konuda kendileri yazanlar, çizenler sosyal medyada istedikleri gibi algı yaratmaya çalıştılar. Çanakkale yerel basınında da bu konuda kışkırtıcı yayınlar oldu. Herkes zannetti ki bu iş kötü oldu. Hayır hiç kötü olmadı. Tam aksine iyi oldu. Benim, bizim demokratikleşme konusunda düşüncemizin, ifademizin ne olduğunu daha net anladılar. Ki ben anlatmaya, söylemeye de devam ediyorum. Şimdi yine söylüyorum. Önümüzdeki seçimlerde bu baraj konusu yine böyle olursa, bu millete büyük haksızlıktır diyorum. Bunu bir parti için konuşmuyorum. Bazı çevreler konuyu bir partiye bağladılar. Hayır, diyorum. Siyasi katılımcılık ile ilgili, siyasi fikirlerin TBMM´de temsiliyeti ile ilgili benim derdim var. Onun için mutlak çoğunluk istemiyorum. Ben parlamenter rejimin sonuna kadar savunucusuyum. Çünkü farklı seslere ihtiyaç var. Çünkü Türkiye farklı, çok çeşitli insan gruplarından oluşan bir ülke. Mezhepsel, dinsel, ırksal olsun çok farklı titreşimlerin olduğu bir ülke. Burada herkesin kendini ifade edebilme fırsatlarını yaratmamız lazım. 23 Nisan Milli Meclisin kuruluş yıldönümüdür. Bir bakın meclise, o kadar çeşitli titreşim gruplarını görürüz. Atatürk dememiş ki ?mollalar gelmesin, dindarlar gelmesin, aleviler gelmesin, sünniler gelmesin, tarikatçılar gelmesin. Hepsinden orada temsilci bulundurmuş. Biz eğer burada insanların düşüncelerinden korkar isek o zaman giderek diktatöryal, otoriter rejimlere gideriz.

?İftira kampanyası devam ediyor?

 Geçenlerde Ak Parti Merkez İlçe Başkanı MHP Meclis üyesi Ufuk Demirtaş beni savundu diye laf etmiş. Ufuk bey akıllı insan. Tek başına bana muhalefet ediyor. Mesela Sur Belediyesi ile ilgili konuda beni savundu, devam etsin dedi. Sayın Başbakan da teşkilatlarına Sur ile Nusaybin ile kardeş olun diye talimat verdi. Ben mecliste hepsini gösteriyorum. Bu kardeş kent konusu olsun diğer konular olsun, ha bire iftira atıyorlar. Geçenlerde yine bir şey oldu. Efendim biz oralara kepçe göndermişiz, hendekleri kazdırmışız. Dedim yahu insaf. Bir iftira daha var. Yezidiler oraya geldiklerinde biz buradan oradaki belediyelere yardım yolladık. Dediler ki ?vay PKK´ya yardım gönderdin?. Bu kadar olmaz. Videolarını gösterdim izlettim mecliste. Oradakiler PKK falan değil. Bizim kamyon orada, şoför orada. Sürekli iftira, sürekli karalama. Sosyal medyada paslaşıyorlar, sanıyorlar ki ?biz belediye başkanını rahatsız ediyoruz?. Hayır ben rahatsız olmuyorum. Onlar rahatsız olsunlar. Utanmaları lazım. Bu millete yalan söylediler. Türk seçmenine yalan söylediler, kandırdılar. Neden? ?Biz demokratikleşmeyi getireceğiz? dediler.  Burada ?yetmez ama Evet´ çilere müjdeler olsun. Onların yüzünden oldu. Biz bunların ne kadar iftiracı olduğunu, ne kadar gerçekleri saptırdıklarını iyi bilen insanlarız. Ha burada biraz daha demokrasiye inanan insanların bu sürece sahip çıkmaları lazım. Bana değil. Hep tedirgin olarak, hep yarım yaparak davrandığımız zaman olmadık şeyler oluyor.

?Şikâyet dosyası rafta duruyor! Kimse kılını kımıldatmadı!?

Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan, şehit cenazesini karşılamak üzere kendisine yapılan saldırı ile ilgili Gazeteci Murat Kıray´ın ?adli süreç ne oldu? sorusu ve hava alanında yaşananlar ile ilgili gelişmelere ilişkin açıklamalarda bulundu. 8 Eylül 2015 akşamı havaalanına içinde CHP Çanakkale Milletvekili ve şoförünün de bulunduğu araca 15-20 kişilik bir grubun saldırı gerçekleştirdiğini hatırlatan Ülgür Gökhan, soruşturma dosyasının rafta beklediğini öne sürdü.

 Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan konuyla ilgili olarak yaptığı açıklamada, savcılık ve emniyetin konuyla ilgilenmediğini şu sözlerle açıkladı; ?Şikâyet dosyası rafta duruyor. Bu konuda emniyet hiçbir şey yapmadı, kılını dahi kımıldatmadı. Hatta onları korudu. Hiçbir tavır almadılar, savcılık görevi gereği soruşturma açtığını ifade ediyor ama ne soruşturma da ifade var ne başka bir şey. Sordum ´ne oldu´ diyerek; "Araştırıyoruz, şahit var mı" diye bana soruyor. Şahit bir sürü adam var ama hangisi şahit ben bilemem ben sonuçta araba içerisindeydim. Ama beni koruyan bir polis memuru var Allah kendisinden razı olsun. Ona sorun, o söyler belki bir şey söyleyebilirse. Havaalanının olduğu bölgede birçok kamera vardır, olay kapatıldı. Çünkü korkuyorlar. Kimden korkuyorlar derseniz; iktidardan korkuyorlar. Bu olayın ortaya çıkartılması demek bunun iktidarın yandaşları tarafından yapıldığının ortaya çıkması demektir.?

?Bunca insan var olayı gören.. Bana şahit sordular!?

 Kendisine savcılık ve emniyetten olayla ilgili ?Şahit Var Mı?? sorusunun sorulduğunu belirten Ülgür Gökhan, kamera görüntülerinin de olmaması halinde kendisinin es geçilmesini istediğini belirterek; ?Hadi beni geçelim, orada seçimlere katılmış HDP binası var, orası taşlanırken de mi görmediniz? Ya da Halkevlerine saldırı olurken de mi görmediniz? Onu da geçelim koskoca Kordonda mekânlara saldırılar gerçekleştirildi, insanlar darp edildi, bir Allah´ın kulu görmedi mi? Hiçbir kamera kaydetmedi mi bu görüntüleri? Sivil polistir, kameradır hiçbir şey yok mu arkadaş? Demek ki şu an itibariyle can güvenliğimiz yoktur, ben bunu söylüyorum. Ama Çanakkale´de bu gerginliğin olacağını ben zaten daha önceden biliyor ve söylüyordum. Buraya birileri geldi, gönderildi ve Çanakkale´nin kimyası bozuldu? açıklamasında bulundu.